Topluluk grupları vizyon senaryolarını değerlendirdiler

Validation Workshop_Mix

Gelecek vizyonu oluşturma çalışmalarının üçüncü bölümü olan Değerlendirme Çalıştay’ı Mart’ın ikinci yarısında İstanbul Planlama Ajansı bünyesinde gerçekleştirildi. Etkinliğin amacı, bir önceki çalıştayda toplum grupları tarafından oluşturulan şehir planlarının dijital ortama aktardığımız versiyonlarının katılımcıların vizyonunu yansıtıp yansıtmadığını görmekti.

Toplum gruplarından temsilciler yuvarlak masa düzeni halinde otururken, bu sefer kendilerine kolaylaştırıcıların yanı sıra şehir plancılar da eşlik ettiler. Masalarda ise önceki çalıştayda oluşturdukları planlar, bu planlar üzerinden oluşturulan senaryoların yanı sıra bölgeye ait mevcut arazi kullanım, deprem risk ve fiziksel hasar haritaları da vardı. Gruplar daha sonra, GIS ortamında oluşturulmuş senaryoları kendi planlarıyla kıyasladılar ve gerekli gördükleri yerlerde değişiklikler yaptılar. Bu kıyaslama kendilerine, aslında gelecekteki kent ortamı ve oradaki toplumsal hayat için önem taşıdığı halde daha önceden tasarlamış oldukları yaşam alanı planlarında gözden kaçan noktaları görebilme imkanı sundu. Bu sırada Büyükçekmece ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinden temsilciler masalar arasında gezerek tartışmaları gözlemleme ve onlara katılma imkanı buldular.

Büyükçekmece sakinleri, daha önceki gelecek vizyonu oluşturma etkinliklerine yoğun bir ilgi göstermiş ve afetler konusunda önemli derecede farkındalık sergilemişlerdi. Ancak, bu çalıştayın Şubat ayında gerçekleşen yıkıcı Türkiye ve Suriye depremlerinden sonra olması tartışmalara bambaşka bir boyut kazandırdı. Yaşanan trajedinin boyutu, müdahalede arka arkaya gelen tüm başarısızlıklar ve hatalar, çeşitli paydaşların bu felakete ne kadar hazırlıksız oldukları ve alınmayan bütün tedbirler ortaya çıktıkça İstanbul’da, özellikle de Büyükçekmece’de yaşayan insanlar her zamankinden de çok tetikte ve endişeli bir hal aldılar. Aylardır yapılan toplantılarda konuşulan bütün farazi durumlar bir anda acımasız bir gerçeğe döndü ve herkesi akıllarında “Bunları yaşayan ben veya sevdiğim biri olabilirdi” düşüncesiyle baş başa bıraktı. Bu nedenle çalıştayda herkesin söyleyecek çok şeyi vardı ve herkes birbirine bütün ilgisini vererek can kulağıyla dinliyordu.

Tartışmalar, asıl toplum temsilcileri ideallerindeki kent planlarını bütün endişe ve kaygılarıyla birlikte yerel yönetimlere sunmak üzere ayağa kalktıklarında hararetlendi. Onlar bir yandan ufukta kendilerini de bekliyor olması muhtemel çok benzer bir felaketin yaşattığı huzursuzlukla ilgili içlerini dökerken, bir yandan da bilimsel ve kanıta dayalı önlemlerle ilgili muhteşem noktalara değiniyorlardı. Bu sefer, başarılı şekilde hazırlanmış bu sunumlara tüm ilgilerini verip can kulağıyla dinleme sırası yerel otoritelere geçmişti.

Bu son derece etkileşimli ve katılımcı ortam kesinlikle herkes için çok verimli oldu. Toplum temsilcileri kendilerine verilen söz hakkıyla kendilerini güçlenmiş ve özgüvenli hissederken, yerel yöneticiler de bu halk kitlelerinin deneyimlerinden öğrenecekleri çok şeyleri olduğunu bir kez daha fark ettiler.

City
Istanbul